06 Nisan 2007

Dünya Ekonomik Forumu - II

Geçen aylarda üzerinde durduğum Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan Global Bilgi Teknolojileri Raporu'nda hemen herkesin gözüne çarpan bir coğrafi baskınlık var. Güneş bağımlısı olmama rağmen kapalı havası, dalgalı ve soğuk tonlarındaki denizleri, koyu renk binaları ve ileri medeniyet seviyeleri ile en beğendiğim ülkeler, yani kuzey Avrupa ülkeleri, Networked Readiness Index sıralamasında dikkate değer derecede başarılı. Bunun sebebinin iklime bağlı olmasını zaten beklemiyordum, birçok gelişmişlik göstergesinde olduğu gibi NRI göstergesinde de temel sebep ekonomi. Sanırım en açıklayıcı cevabı bize bu raporu hazırlayanlar verecektir. İşte bu kişilerden biri olan Augusto Lopez-Claros konuşmasında kuzey ülkelerin sahip olduğu bu başarının sırlarını şöyle sıralıyor;
1- Bu ülkeler, kamusal bütçelerini çok sağduyulu ve dikkatli yönetiyorlar, teknolojik eğitim ve altyapı harcamaları için kaynakları yeterli.
2- Bu ülkeler, iş gücünü inovasyona teşvik etmek için eğitim almları konusunda gerekli desteği verebiliyorlar.
3- Bu ülkelerde eğitim düzeyi yüksek olduğu için insanların teknoloji talepleri ortalamanın üzerinde ve bu durum gelişmeyi tetikliyor.
Bakın ne kadar güzel. Bize açıkça izlememiz gereken bir yol veriliyor. Umarım gelecek hükümetler göstermelik e-devlet safsatalarından vazgeçip bilgi teknolojileri konusuna daha bilimsel yaklaşır. Zira 2005 yılında NRI sıralamasında 48. olan Türkiye 2006 yılında 52. sıraya geriledi.

08 Şubat 2007

Debugging a decade

I am going to announce 10th anniversary of my computer literacy during April 2007. This is going to be a week dedicated to celebrations & melancholy. What will you expect from this kind of an event? There will be some hot news announced, some new forecasts for you followers and some brand new technology previews. Of course, a must for anniversaries is a chronogical line graph on which each milestone will be indicated. A special session is going to be held for the very special last 4 years of 10.
As I was having the very first steps of this way, world was being shaked by technology, thanks God.

20 Ocak 2007

Dünya Ekonomik Forumu - I

"Global Bilgi Teknolojileri Raporu" 2001 yılından beri Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanıp yayınlanıyor. Bu raporun içerdiği bir sıralama var ki aslında herkesin merak ettiği şey de bu. Global Bilgi Teknolojileri Raporu'yla yayınlanan bu sıralama, "Networked Readiness Index" adı verilen bir skorlamaya göre, dünya ülkelerinin sıralamasını veriyor bize. Yani kısaca, bilgi teknolojileri yönünden hangi ülkenin daha "iyi" olduğu açıklanıyor. Bilgi teknolojileri olimpiyatı ülkeler sıralaması gibi...
2006 yılının kazananı ise Danimarka! Copenhagen seyahatim sırasında Microsoft'un Avrupadaki en büyük yazılım geliştirme merkezinin burada olduğunu öğrenmiştim. Sonradan edindiğim bilgiye göre 900 yazılımcısı ile Microsoft Development Center Copenhagen adında bir merkez, Microsoft'un ERP (Microsoft Dynamics vs) yazılımlarının geliştirilmesi için burada çalışıyormuş.
Tabi ki sadece Microsoft'un varlığı ile ilgili değil bu başarı, Microsoft'un Danimarka'yı böyle bir merkez için tercih etmiş olması bu başarının bir sonucu aslında. Neden?
Çünkü yukarıda adı geçen "Networked Readiness Index" skorlaması 3 kriter içeriyor. Bunlar;
ülke tarafından bilgi ve haberleşme teknolojilerine sağlanan olanaklar ve hazırlanan ortam, ülkenin (bireyler, kamu ve özel kurumlar, sivil toplum kuruluşlarının) bu teknolojileri kullanmak için hazır olma durumları ve şu andaki kullanımları.
Türkiye ise bu sıralamada 52.sırada ve Türkiye'den daha batıda yer alan hiçbir ülke bu sıralamada Türkiye'nin arkasında değil. Türkiye yüzü batıya dönük olarak olduğu yerde duruyor.
Buradan iki sonuç çıkarıyoruz :
1) Networked Readiness Index doğru çalışıyor.
2) Microsoft, Avrupadaki en büyük geliştirme merkezi için Danimarka'yı seçmekle büyük bir ileri görüş başarısı daha sergilemiş.

18 Ağustos 2006

The Art Of Rafting



Utku Kaya & Murat Ayyıldız

13 Temmuz 2006

Lisbon - Open Here

Although I have announced that my next travel notes will be published at 43places.com, believe me I could still not organise things things over there. And I am impatient to share things I have encountered in Lisbon (Lisboa) - Portugal. So
This Lisbon adventure has allocated a special place among my memories of different places. Let me tell you why. First of all, I have never stayed alone in abroad for more than a few days. I have never swam in the ocean, I have never attended an international procurement procedure in abroad, I have never had a language interpreter, I have never understood Chinese tourists who are trying to take photos of everything around.. before I was in Lisbon.

Lisbon, which I thought would be the same as or less developed than any other European capital, had surprised me so much!

Leaving the touristic excite to 43places.com, Lisbon keeps a good condition by means of information technologies. With the 0,1 broadband connected stations per capita and %60 computer literacy rate %85 of which are internet users, gives the first impressions about the background. Evaluating the number of web hosts per capita, one can surprisingly say that Portugal is ranked as 5th in Europe!

What do real life data say? Having no doubt, I will say that Portuguese people are demanding so much for information technologies. And as far as I observerd, the industrial zone signs at every few tens of kilometers were mostly consumers of these technologies. What about development? No significant data was readily available at this point, which might show that the development data was not as significant to form statistics, yet. However, I believe their IT train is taking the correct way.

25 Haziran 2006

Last travel post at this page

Dear Reader,

I had been presenting some technological views from different countries each time I visited a new place. My visits are mostly for business purposes ranging from new investment pre-studies to software trading and setup (developed by myself). Whatever the purpose is, starting with the travel Ireland post, I will publish some killer obervations about different districts at www.43places.com in where you can reach me at http://www.43places.com/person/Utku?visited=1 .

Dear Followers,
Please keep eyes here in order to expand your vision, monthly, about technology.

Utku KAYA

23 Nisan 2006

I was in Milano.


It was a week full of technology. When I felt dizzy, I got to the hotel, changed clothes and left the hotel in 10 mins with a feeling that I left something behind. The "Republica" subway was so dark for a stranger to go in, taking a cab I was at Duomo Square. Yes I was in Milano, Italy.

When the square first appeared, there were two groups of people dominatingly at my sight. Well, one group was of tourists, they were in front of a building looking at the sky. Not that much interesting I thought. But just a second, what was that? It took a moment for me to recognise where they were looking at. It was incredible. This was Duomo Cathedral scraping the sunny sky of Milano.
Checking my pockets and belt without moving my eyes from the cathedral, I remembered the thing I left at the hotel. It was my camera. Maybe I would not have another opportunity to visit the cathedral during my visit. Actually the cathedral was under construction and it did not seem that attractive with the curtains which are attached to protect tourists from possible falling stones . I was informed that the construction would last 3 years more. It is planned to be a 100.000 day-person work!
With this dissappointment caused by being without a camera, I directed myself to the second crowd. They were looking at the sky too, at the another corner of square. I immediately recognised the thing, Kaka from FC Milan was there for filming a TV advertisement at the third floor of an old building. Italian fans was shouting in a way which sound funny for non-speakers of Italian.
I had a cup of coffee at the "Cafe Duomo" while thinking about the technology events of tomorrow and my plans.

16 Nisan 2006

Hayvanların Elektronik Kimliklendirilmesi

Günümüzde Avrupa’da, başta BSE hastalığının varlığını sürdürmesi ve ŞAP hastalığının yaygın olarak görülmesi nedeniyle, AB ülkeleri et tüketiminde “çiftlikten çatala” (Farm-to-Fork) izlenebilirliği sağlamayı hedef olarak seçmişlerdir. Bu yöntem ile, hayvana verilen kimlik numarası ve üretici bilgileri ile beraber hayvanın yaşamı boyunca geçirdiği tüm işlemler (aşılama, tohumlama, doğum v.b) kayıt altına alınmakta, bu bilgiler kesimhanelerde karkaslar ile ilişkilendirilmekte ve satış sırasında ve sonrasında tüketicilere sunulmaktadır. Bu izleme sürecinin başlangıç noktası olması sebebiyle 90’lı yıllardan itibaren büyükbaş ve küçükbaş hayvanların bireysel kimliklendirilmesi kademeli olarak zorunlu hale getirilmektedir.
Hayvanların kimliklendirilmesinde günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntem hayvanlara plastik kulak küpesi takılmasıdır. Bu yöntemle, üzerinde hayvana ait bir tanımlama numarası ve bu numarayı sembolize eden bir barkot bulunan kulak küpesi aracılığı ile hayvanın kimliği insan marifetiyle veya barkot okuyucu özellikli cihazlarla okunabilmektedir. Ne var ki, “görsel kimliklendirme” olarak adlandırılan bu yöntem, “elektronik kimliklendirme” ürünlerinin kullanılabilir olmasıyla yerini bu yeni nesil teknolojik ürünlere bırakmaya başlamıştır.


RFID ve ELEKTRONİK KİMLİKLENDİRME


1900’lü yılların ortalarında itibaren çeşitli alanlarda kullanılmaya başlanan RFID teknolojisi, uygulama ve altyapı maliyetlerinin kabul edilebilir seviyelere düşmesi ile 2000’li yıllara yaklaşırken hayvan kimliklendirme alanında da kullanılmaya başlanmıştır.

Elektronik kimliklendirme olarak adlandırılan bu sistem ile hayvanın üzerine yerleştirilen ve güç kaynağı gerektirmeyen bir elektronik modül, elektromanyetik dalgalar aracılığıyla, üzerine kaydedilmiş bir kimlik numarasını çevresine yayınlayabilmektedir.

Elektronik kimliklendirmenin klasik “görsel kimliklendirme” ‘ye karşı olan üstünlüğü klasik yöntemlerde kullanılan barkot gibi doğrudan görüş (optik temas) gerektirmeden hayvanın pedigri numarasının okunabilmesi sayesinde oluşmaktadır. Hayvan kulak küpesinde bulunan barkotun okunabilmesi için hayvanın sabit durması, barkot üzerinde kir veya toz bulunmaması, küpenin barkot bulunan kısmının okuyucuya dönük durması, barkotun herhangi bir dış etken tarafından okunabilirliğini yitirmemiş olması gerekmektedir. Ancak elektronik kimliklendirmede hızlı okuma işlemi için bu koşulların hiçbirinin oluşması gerekmez. Hayvanlar hareketli iken, küpenin konumundan ve dış etkenlerden bağımsız olarak barkotlu küpelere oranla çok büyük hızlarda hayvanların bireysel kimlik numaraları alınabilir. Aynı zamanda elektronik kimliklendirme bir katma değer olarak, işletmelerde kurulabilecek otomatik yemleme, sağım, tartı işlemleri için de işletmelere altyapı sağlamaktadır.

Hayvan kimliklendirme amacı ile kullanılacak bu modüllerin yaydığı elektromanyetik dalgaların özellikleri uluslararası standartlar tarafından belirlenmiştir. Bu standartlara göre kullanılan RFID modüllerinin çalışma frekansı 134,2 KHz’dir. Bu değer, ISO 11785 standardı ile tavsiye edilmiş ve Avrupa Komisyonu (EC) 21/2004 sayılı direktifi ile de zorunlu hale getirilmiştir. Bu frekans değeri düşük frekans (LF) sınıfında olduğundan insan ve hayvan sağlığına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
ISO 11785 standardı ile belirlenen diğer bir özellik ise hayvanlara uygulanan elektronik modüllerin üzerlerinde saklanan kimlik bilgisinin iletişim teknolojisidir. Buna göre hayvanın kimlik bilgisi HDX (Half Dublex) ve FDX (Full dublex) modülasyonlara sahip teknolojiler ile taşınabilmektedir.

Bu teknolojiler arasındaki en temel fark aynı anda tek veya çift yönlü (okuyucu - modül – okuyucu) haberleşmeye izin vermeleridir. FDX teknolojisine sahip bir modüle, okuyucudan gelip kimlik bilgisini soran sinyal ulaşır ulaşmaz modül cevap verebilirken, HDX teknolojisine sahip bir modül cevap verebilmek için okuyucudan gelen sinyalin bitmesini bekler. FDX teknolojisi gerek kullanım yaygınlığı düşük maliyeti sebebi ile HDX’e karşı üstünlük göstermiştir. Ayrıca FDX ve HDX değerlendirilmesi yapılırken dikkate alınması gereken en önemli unsur FDX teknolojisini “açık standart” olması yani üzerinde hiçbir patent hakkı olmamasıdır. HDX teknolojisinin hayvan kimliklendirmede kullanımı ise özel bir şirketin patent haklarını ve maliyetini taşımaktadır.


ELEKTRONİK KİMLİK NUMARASI

Hayvanlar üzerinde kullanılan RFID modüllerinin taşıdığı bilgilerin türü ve şekli ise ISO 11784 standardı ile belirlenmiştir. Buna göre modüller belleklerinde 15 haneli eşsiz bir kimlik numarası taşımalıdır. Bu 15 hanenin kullanım şekli ise şöyledir:

1 – 3. Haneler

15 haneli kimlik numarasının ilk üç hanesi iki şekilde kullanılabilir.

a. Üretici Kodu

900 ile 998 arasında olan üretici kodları, ICAR (Uluslararası Hayvan Kayıt Comitesi) tarafından, elektronik kimliklendirme ürünlerinin ISO standartlarına uygunluğu test edilerek tayin edilmektedir. Bir ülkedeki hayvan kayıt sisteminde, hayvanlara ait 15 haneli kimlik numarasının ilk üç hanesinde üretici kodu kullanılabilmesi bazı gerekliliklere bağlıdır. Buna göre, ülke genelinde hayvan kimlik numaralarının üreticiler tarafından atanması halinde ilk üç hane için üretici kodu kullanılabilir. Eğer ülke genelinde hali hazırda kullanılan sistem, hayvan kimlik numaralarının merkezi şekilde atanmasını gerektiriyorsa (Türkiye'de olduğu gibi) söz konusu ilk üç haneye üretici kodu yazılamaz, bunun yerine "Ülke Kodu" kullanılır.

b. Ülke Kodu

001 ile 899 arasında olan ülke kodları, ISO 3166 standardı tarafından her ülke için belirlenmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi, hayvan kimlik numaralarının merkezi birim tarafından atandığı bir sistemde 15 haneli kimlik numarasının ilk üç hanesi ülke kodu olmalıdır. Türkiye için üç haneli ülke kodu 792’dir.

4 – 15. Haneler

15 haneli kimlik numarasında ilk üç hane dışında kalan 12 hane hayvan kimlik numarası için ayrılmıştır. Hayvan kimlik numarasının formatı ülkelerin kendi insiyatiflerine bırakılmış ve ISO 11784 standardında ülkelerin mükerrer kimlik numaralarına mahal vermemeleri istenmiştir.

Eğer 12 haneli bir sistem ülkedeki hayvanların kimliklendirilmesi için fazla ise, 4. haneden itibaren yeterince ‘0’ (sıfır) kullanılarak mevcut sisteme devam edilmelidir. Örneğin Türkiye için mevcut sistemde kayıtlı TR1234567 pedigri numaralı bir hayvan elektronik kimliklendirilirken aşağıdaki format kullanılacaktır.

12 haneden oluşan hayvan kimlik numarası alanı kullanımının ülkelerin kendi isteklerine bırakılması dünya genelinde farklı uygulamalara imkan vermiştir. Dünyada en fazla hayvan varlığı olan ülkeler dahi 9 haneli bir kimliklendirme numarası kullanmaktadır. Dolayısı ile geriye kalan boş hanelere ‘0’ (sıfır) koymak yerine bu haneleri faklı amaçlar için kullanmışlardır. Bu kullanım alanlarının en başında 2 haneli bir “Ulusal Küpe Üretici Kodu” uygulaması ve birden fazla türün kayıt altına alındığı ülkelerde kullanılan 1 haneli “hayvan tür kodu” (örn. koyun için “1” , sığır için “2” vb.) uygulamasıdır. Örnek olarak “Ulusal Küpe Üretici Kodu” 15 olan bir firma tarafında üretilen TR1234567 pedigri nolu bir “Sığır” için elektronik kimlik formatı aşağıdaki gibi olacaktır.
Ancak, ülkemizde hayvan kimlik numaralarında 2 haneli "il kodu" kullanımı mevcut sistemde olduğu gibi elektronik kimliklendirmede de gereklidir. Bu sebeple, "ulusal küpe üretici kodu" yerine iki haneli "il kodu" kullanılmalıdır.

ELEKTRONİK KİMLİKLENDİRME YÖNTEMLERİ

Elektronik kimliklendirme, kullanılan kimliklendirme ürününe göre dünyada başlıca üç şekilde yapılmaktadır. Kullanılan ürün her ne olursa olsun, eğer amaç hayvanların elektronik kimliklendirilmesi ise, hayvan kimliklendirme ekipmanlarındaki elektronik modüller bu işlem için belirlenmiş standartlara uygun olmalıdır. Ancak her ürün türünün elektronik modüller dışında sağlaması beklenen gereklilikler ayrıca incelenmelidir.


I. Kulak Küpesi


Görsel kimliklendirme ürünleri olarak çok uzun yıllardır kullanılmaları sebebiyle kulak küpeleri hakkındaki bilgi birikimi ve deneyim çok fazladır. Çok farklı fiziksel koşullar, çevre faktörleri ve yönetmeliklerden ortaya çıkan farklı gereklilikler, zamanla tek bir çözüm etrafında toplanmıştır. Kulak küpesi ile elektronik kimliklendirme ise, halihazırda kabul edilen bu çözümün üzerine elektronik modül eklenmesi ile sağlanmaktadır.

Buna göre, elektronik kimliklendirmede kullanılacak kulak küpeleri, öncelikle bir kulak küpesi olarak;

  • Hayvan ve insan sağlığına zarar vermeyecek plastik hammaddeden imal edilmiş,
  • Özellikle küçükbaş hayvanların kulaklarının kolaylıkla taşıyabileceği ağırlıkta (en çok 7 gr.),
  • Hiçbir şekilde tekrar kullanıma izin vermeyecek bir kilitleme sistemine sahip,
  • Üzerinde lazer ile yazılmış hayvan tanımlama numarası ve bu numarayı sembolize eden barkot bulunan,
  • Takıldıktan sonra hayvana zarar verebilecek keskin ya da sivri bir kısım içermeyecek şekilde tasarlanmış,
  • Dişi ve erkek parçaların birbirine takıldığı bölge fiziksel müdahaleye karşı korumalı olmalı,
bir elektronik kulak küpesi olarak da;

  • ISO 11784 standardına uygun 15 haneli bir kimlik numarası taşımalı
  • ISO 11785 standardına uygun okuyucular ile okunabilir olmalı
  • Standarda uygun okuyucular ile okuma mesafesi 12cm’den az olmamalı ‘dır.
  • 15 haneli elektronik kimlik numarası ile kulak küpesi üzerinde lazer ile yazılmış olan rakam kesinlikle aynı olmalıdır.
Kulak küpeleri kullanılarak yapılan elektronik kimliklendirmede çoğunlukla küçükbaş hayvanlarda yapılabilen bir hatalı uygulama da, doğru küpe seçiminin temel kriteri olan “esneklik” özelliğinin ihlal edilerek “düğme” şeklinde, yuvarlak ve sert elektronik kulak küpelerinin kullanılmasıdır. Elektronik kimliklendirme, teknolojinin ilerlemesiyle hayvanların takibine kolaylık sağlaması amacıyla ortaya çıkan, yardımcı bir sistemdir. Kulak küpelerinin elektronik özellik kazanması için şekil ve yapı olarak değişmesi yerine, elektronik modüllerin hâlihazırda kullanılan kulak küpesi şekline uydurulması ve dolayısıyla kulak küpelerinin şekil ve esnekliklerinden ödün verilmemiş olması dikkat edilmesi gereken önemli bir husustur.


II. Ruminal Kapsül


Elektronik kimliklendirme kavramının ortaya çıkmasından sonra kullanılmaya başlanan diğer bir ürün ise ruminal (işkembeye yerleştirilen) kapsüldür.
Ruminal kapsül, hayvana yutturularak işkembesine yerleşmesi sağlanan, mide salgılarından etkilenmeyecek şekilde muhafaza edilmiş bir RFID modülüdür.

Günümüzde hayvanlara uygulanan ruminal kapsüller çoğunlukla seramik ile kaplanmaktadır. Seramik maddelerin hayvanlar veya insanlar üzerinde herhangi bir zararı bulunmamaktadır.

Ruminal kapsül, bir görsel kimliklendirme ürünü olmaması sebebiyle insan marifeti ile hayvanların tanımlanmasına olanak vermemektedir. Daha da önemlisi, ruminal kapsül uygulanmış hayvanların göz ile ayırt edilmesi de olanaksızdır. Dolayısı bu kapsüller, bireysel tanımlama ürünleri olmaktan çok, ahır/ağıl yoklama işlemlerine uygun ürünlerdir ve günümüz koşullarında henüz eksiksiz bir hayvan kimliklendirme işlemi için tek başlarına kullanılamazlar. Uygulanan ruminal kapsül ile birlikte hayvanın kulağına küpe takılması oldukça yaygın bir uygulamadır.

Ruminal kapsülün taşıması gereken özellikler şu şekilde sıralanabilir:

  • ISO 11784 standardına uygun 15 haneli bir kimlik numarası taşımalı
  • ISO 11785 standardına uygun okuyucular ile okunabilir olmalı
  • Standarda uygun okuyucular ile okuma mesafesi 20cm’den az olmamalı
  • Kapsül, hayvan ve insan sağlığına zarar verebilecek ve hayvanın biyolojik salgılarından etkilenmeyecek maddeden imal edilmiş olmalıdır.

Ruminal kapsüller, tek başlarına kullanılamamaları (görsel kulak küpeleri ile birlikte kullanılmaları) ve kullanılan materyallerin maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle maliyet-etkin ürünler değillerdir.


III. Enjekte Edilebilir Elektronik Kimliklendirme Ürünleri

Elektronik hayvan kimliklendirme sistemlerinin temelinde yatan RFID teknolojisinin hızlı ilerlemesi ile kısa zamanda küçülen boyutlar, elektronik modüllerin hayvanların deri altına enjekte edilmesine imkan tanımıştır.

Bu yöntemde, cam ile muhafaza edilmiş, enjekte edildiği bölgede hareket etmeden kalabilmesi için parelin maddesi ile kaplanmış ve sterilize edilmiş pirinç büyüklüğündeki RFID modülü, yine steril edilmiş enjektörler kullanılarak hayvanın deri altına uygulanmaktadır.
Ancak, enjekte edilebilecek kadar küçük olan bu elektronik kimliklendirme ürünleri, okunma mesafelerinin kısa oluşu nedeniyle daha çok küçük hayvanlarda (kedi, köpek, fare v.b) kullanılabilmekte, küçükbaş ve büyükbaş besi hayvanlarında düşük performans göstermektedirler. Bu nedenle koyun ve sığır cinsi hayvanlarda, enjekte edilebilen kimliklendirme ürünleri tercih ve tavsiye edilmemektedir.

Enjekte edilebilen bu ürünler, elektronik modüllerinin yüksek maliyetleri yanı sıra ek maliyetleri (tek kullanımlık enjektörler, parelin ve sterilizasyon uygulaması) beraberinde getirmektedirler.


OKUYUCULAR

Hayvanların elektronik kimliklerini okuyabilen RFID okuyucuların elektromanyetik özellikleri ISO 11785 standardı ile belirlenmiştir. Bu standart, ISO 11784 standardına uygun kimliklendirme ürünlerinin okunmasına yönelik olarak hazırlanmıştır. Dolayısıyla kimliklendirme ürününün marka ve modelinden bağımsız olarak ISO11785 standardına uygun tüm okuyucular, ISO11784 standardına uygun tüm kimliklendirme ürünlerini okuyabilir. Bu okuyucular aynı hem FDX hem de HDX modülleri okuyabilir.

İyi tasarlanmış bir elektronik kimliklendirme sisteminde, okuyucular da en az kimliklendirme ürünleri kadar önemlidir. Kullanılacak elektronik kimlik okuyucuları, kullanım şekillerine göre seçilmeli ve hayvanlara uygulanan kimliklendirme ürünlerinin türleri okuyucu seçiminde dikkate alınmalıdır.

I. El Tipi Okuyucular











Bu tür okuyucular, sadece hayvanın kimlik numarasını okuyup kullanıcıya gösterebileceği gibi, bu numarayı kullanarak, oluşturulan bir otomasyon sistemine entegre olabilirler. El tipi okuyucular kullanıcı ihtiyaçlarına göre birçok farklı amaç için kullanılabilirler. Taşınabilir olmaları sebebi ile daha pratiktirler ve maliyetleri sabit okuyuculara kıyasla daha düşüktür. El tipi okuyucu olarak kullanılan, programlanabilir el terminalleri, kimlik numarasını okumanın yanında, hayvanlarla ilgili verilerin toplanması, masaüstü bilgisayarlara aktarılması ve toplanan bilgilerin işlenmesi yönünde kullanıcılara büyük oranda katma değer sağlar.


II. Sabit Okuyucular

Sabit okuyucular, uzun okuma mesafesi gerektiren sürü kontrol işlemleri için tasarlanmıştır. Genellikle hayvanların geçiş yollarına (ahır/ağıl kapıları, kamyon yükleme girişleri, yemlik girişleri v.b.) kurularak kullanılırlar. Daha büyük antenlere sahip oldukları için okuma mesafeleri el tipi okuyuculardan birkaç kat daha fazladır. El tipi okuyucular gibi yalnız başlarına bir sisteme entegre olamazlar, dolayısıyla bilgisayarlara veya el terminallerine bağlanarak kullanılabilirler.

El tipi okuyuculara göre daha az kullanım esnekliği vermeleri ve yüksek maliyetleri sebebi ile daha çok profesyonel işletmeler tarafından tercih edilmektedirler. Ancak iş yükünden büyük oranda tasarruf sağlamaları ve büyük sürülerde yoklama işlemlerini hızlandırdıkları için kullanımları giderek yaygınlaşmaktadır.

Etiketler: , , , , , ,

18 Mart 2006

im CeBIT Hannover


It was a must see for me, who makes forecasts about RFID technologies while making fun of pointless technology forecasters. Yes I was in Hannover-Germany to visit CeBIT in its 20th issue last week.
By-passing Hannover, the city itself, the dedicated motorway for the fair made my first positive impression. As I proceeded, many different parking lots were served to walk into the fair campus. I stopped at lot Sud 2 (South 2) , since it was the closest to the Hall 6, the meeting point for RFID innovators.
The exhibitors catalogue was downloadable as a mobile application to use on your PDA. (Just to complain; this catalogue was sold as a hard copy for nearly €10 in CeBIT Eurasia - Istanbul.) Also the information desks were kindly serving to visitors for searching in all exhibitors according to company name, product category or market segment.
Honestly, I don't like technology shows. They are nearly the same in each country and are much like "electronic equipment shows" The CeBIT 2006 was as usual, and did not surprise me. I had already known it before my trip to Hannover, but among 6300 exhibitors, I had a special interest this time and other "new mobile phone followers" and "empty stands with barbies" did not disturb me.
After spending 2 full days in the fair, I was completely satisfied with the progress and had the chance to see and discuss every detail of RFID technology and applications in all details. Of course these details were not at "web page text" or "academic" level, but as high as miscellaneous real world applications, cost analysis, manufacturing process, RF reader technologies, some confidental parameters and new technologies which are under development.
To sum up, somewhere in these "gift shop" like shows under the heading "Technology" , you can find very valuable information if you are well equipped and had strategic contacts in advance.
Next year between March 15 th and 21st, just go and smell "technology" in Hannover, like 450.000 people did this year. Natürlich!

21 Şubat 2006

Çipsiz (Chipless) RFID - I

İlk kuşak RFID teknolojileri ve uygulamaları "yeni ve sıcak konu" olmaktan çıkıp günümüzde yaygınca kullanılan bir teknoloji ve eskiyen bir alan oldu bile. Bu hızlı süreçle beraber birinci kuşak RFID teknolojisi sektörü de yatırım cazipliğini kaybetmeye başladı. Sektörde ilk adım avantajını kullanan girişimciler, tam zamanında yaptıkları yatırımlar (üretim , teknoloji, eğitim vb.) sayesinde sektörü paylaşmış durumda. Ancak bu durum, yeni kuşak RFID teknolojileri için geçerli değil. Henüz etrafımızda uygulamalarını görmediğimiz ve kabuğunu yeni yeni kıran teknolojinin adı ise "Çipsiz (Chipless) RFID ". Bir entegre devreye (IC) gerek duymadan pasif olarak RF alıcılar ile çift yönlü olarak haberleşebilen bu üniteler, bir sonraki yazımda anlatacağım çalışma prensiplerinden dolayı bir "unique identifier" 'a sahip değiller. Bu nedenle eşsiz tanımlama amacıyla insanlarda, hayvanlarda, değerli mallarda veya pasaportlarda kullanılamazlar. Sadece şimdilik!
Çipsiz RFID’ler daha çok bire-çok eşlemelerde ve bu eşlemelerin doğrulanmasında kullanılabilir. Örneğin perakende satış yapan işletmelerdeki barkod sistemi gibi ürün-fiyat eşleşmesi yerine kullanılabilir. Bu kullanımın yanında barkod gibi optik bir teknoloji yerine radyo dalgaları kullanıldığı için bu çipsiz RFID etiketlerinin görünür olması gerekmez! (Bu da güvenliği artıran bir avantajdır.) Dolayısıyla bir işletmeye ait değerli belgeler, kopyalanmaya ya da sahte belge düzenlenmeye karşı görünmez bir şekilde etiketlenerek bir güvenlik mekanizması oluşturulabilir.
Bu değerli belge, çipsiz RFID’lerin eksiklerini tamamlamaları ile ileride kağıt para olacaktır!

Tek boyutlu barkodlar kadar düşük bir maliyete sahip olması çipsiz RFID teknolojisini geleceğin vazgeçilmezi yapabilir. Bekleyin…

Bu yazı, internet ortamında bulunan, Çipsiz RFID’ler hakkında yazılmış ilk Türkçe yazıdır.

12 Aralık 2005

Microchip

Boyutlarını anlamak için pirinç tanelerinin yanında gördüğümüz mikroçip bir RFID çipi. Yani üzerinde rf (radio frequency) ile ulaşılabilen bir ID (identifier) taşıyan küçük bir çip. Üzerinde taşıdığı eşsiz ID (unique identifier) sayesinde genellikle kimliklendirme işlemlerinde kullanılan bu çip, bir insana ya da hayvana enjekte edilebileceği gibi, stok takip sistemlerinde stok mallarına da takılabilir. RF teknolojisi kullanılarak, optik ya da fiziksel bir temas olmadan üzerindeki ID'nin okunabilmesi özelliği sayesinde ise günümüzde en yaygın kimliklendirme sistemi olan tek boyutlu barkodlardan çok daha kullanışlıdır. Ancak bu avantaj beraberinde maliyet dezavantajını getirmektedir.
Bu çiplerin baz maliyeti 2 euro dolayındadır. Eğer insanlar ya da hayvanlar için steril mikroçip ihtiyacınız varsa bu maliyet 3 euro ya yakın olur. Uygulama işlem ve techizat maliyeti de şimdilik 2 boyutlu barkodlardan daha fazladır.
Bu mikroçiplerin kullanım alanlarına göre, dünya genelinde ID kayıtlarını tutan ve bu ID'lerin eşsizliğinin korunması için çalışmalar yapan farklı uluslararası kuruluşlar vardır. Bunun yanında RF teknolojisini çeşitli uygulamalara entegre edip gerçek faydaya dönüştüren işletmeler bulunmaktadır.
Türkiye'de ise, livestock uygulamları ile bu sektöre giren ve edindiği tecrübelerle en önemli mikro RFID çip sağlayıcısı ve entegratörü durumuna gelen Ayvetsan Hayvancılık'dan bu çipler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

26 Kasım 2005

Windows Zaman Dilimi

Windows 95'den sonraki Windows sürümlerinde, bilgisayarınızın zaman dilimini seçerken görülen bir dünya haritası vardır. Tıklarsınız, hatta çift tıklarsınız ama hiçbrişey olmaz. Sağ tıklarsınız birşey çıkmaz. EEee? Nedir peki bu? Bulunduğum ülkeyi görüp ona göre mi zaman dilimine karar verelim? Değil tabi ki. Cevabı ilginizi çekecektir.

Windows 95'in ilk sürümünde, bu haritanın bir işlevi vardı. Zaman diliminizi uzun bir listeden seçmek yerine, haritada bulunduğunuz ülkenin üzerine tıklamanız yetiyordu. Üzerine tıkladığınız ülkenin rengi değişiyor ve doğru seçim yapıp yapmadığınızı görebiliyordunuz.
Günümüzde bilişim teknolojilerinde yaptığı hızlı ilerlemeyle adından söz ettiren Hindistan'ın Kashmir bölgesi ise bu yıllarda Pakistan işgali altındaydı ve bu haritada Kaşmir Pakistan'a dahil edilmişti. Bu duruma kızan Hindistan hükümeti olayı protesto ederek Windows 95'i yasaklı ürün ilan etti.

Çok kısa bir süre sonra Windows95B ve Win95OSR2 sürümleri yayınlandı ve tahmin edileceği üzere bu harita artık hiçbir ülkeyi işaretleyemiyordu. Bu harita da bundan sonraki tüm ürünlerinde belki de bir "İma" içererek amaçsızca kullanıldı.

Bu olaydan esinlenmiş olacaklar ki, Yunanistan hükümeti geçtiğimiz günlerde Microsoft'a bir yazı göndererek, tüm Microsoft ürünlerindeki haritalarda Kıbrıs'ın tek parça olarak Rum kesimine ait olarak gösterilmesini istediğini öğrendim.

Cevabı sizlerle paylaşacağım.

14 Haziran 2005

Hangi Utku Kaya 'yı arıyorsun?

Bu konu blog mevzuatından biraz uzakta. Arama motorlarında dolaşırken birçok Utku Kaya 'ya rastlanıyor. Bana sadece http://www.utkukaya.com/ adresinden ulaşın. Peki ben hangi Utku'yum?

İşte son birkaç yılın anahtar kelimeleri :
Ankara, Elektrik & Elektronik Mühendisliği ,ODTÜ, Yazılım, Gezi-Seyahat, VTV, BotWall, CodeLaboratory, Manyeto, TKY, RFID,
Utku KAYA

12 Mayıs 2005

İnternet Robotları

Google web sitelerini veritabanına almak için web robotları yaratmıştı. Düşünsenize , bu robotlar bir insanın surf yaptığı gibi internette geziyor bulduğu kayda değer herşeyi okuyabiliyordu. Birçok konuda olduğu gibi bu robotlar da artık kötü amaçlar için kullanılabiliyor. Yeni nesil virüs olarak nitelendirilebilecek (Ro)botlar , zararlı şekilde programlanarak internette her türlü haylazlığı yapıyor , gördüğü tüm linklere tıklıyor , web sitelerine sahte üye kayıtları yapıyor ve gördüğü tüm formları doldurup gönderiyor. Bu botları engellemek ise internet kaynaklarının boşa harcanmasını önlemek için gerçekten önemli. Ayrıca dijital güvenlik açısından da oldukça büyük risk taşıyor. Botları engelemenin ilk ve en etkin yöntemi ise Captcha , diğer adıyla text-image. (Türkçe karşılığı şimdilik : yazılı resim). Gmail , Yahoo gibi web sitelerine üye olmak istediğinizde "resimde gördüğünüz karakterleri giriniz" şeklinde karşılaştığımız , anlamsız ve okunması zor karakterler taşıyan resimler insanlar ile botların birbirinden ayırt edilmesini sağlıyor. İnternet robotları ile mücadele ve aktif güvenlik konularında hizmet veren , dünyada ilk 5 içinde ve Türkiye'de ilk olma başarısını gösteren CAPTCHA servis sağlayıcısı Botwall Türk bilişim sektörünün gurur kaynağı oldu.

03 Nisan 2005

İnsan veritabanı - Manyeto.org

Her zaman eksikliğini hissettiğim, internet arama motorlarında insan adları ararken "bunun başka bir yolu yok mu" diye düşündüğüm şey yapıldı! Manyeto.com , yani dünyanın en büyük insan yorumlarından oluşan bilgi kaynağı açıldı! Ve işte bunu asıl önemlikılan şey , Manyeto.com bir Türk girişimi. Peki bu ne işe yarayacak? Düşünelim... Ben genelde yeni tanıştığım insanları, kitap yazarlarını , eski arkadaşlarımın şu anda neler yaptıklarını bir arama motoru vasıtasıyla (genelde Google olur) bulmaya çalışırdım. Arama sonuçlarına göre bir hafiye gibi , sonuçlardan edindiğim bilgileri birleştirir , gerekirse ikinci ve daha fazla kademeli aramalar yapar ve bu adam kimmiş , şu arkadaşım neredeymiş , şu nasıl biriymiş gibi sorulara cevap arardım. Ama artık buna gerek kalmadı , dolaylı bilgiler yerine direk olarak kişi hakkında yazılmış yorumlara ulaşıp nedir ne değildir öğrenebilirim. Hatta, kişiler e-posta adreslerini burada belirtebilir ve kendilerine yıllar sonra bile ulaşılmasını , arayanların kolayca blunmasını sağlayabilir.
Buraya kadar gayet güzel ve heyecanlı. Peki ama kim giriyor bu bilgileri, yorumları? Herkes! Hiçbir üyelik ,şifre alma verme işlemiolmadan , Manyeto.com adresine giren herkes , kendisine ait hiçbir bilgi vermeksizin istediği kişiye ulaşıyor ve ona ait yorumunu yazabiliyor. Sitede sevmediği iş arkadaşı hakkında yorum yazanlar , sevdiği kişiye gizlice sevgisini söyleyenler , arayanların bulabilmeleriiçin kendileri hakkında bilgiler verenler , karakter tahlili yapanlar şimdilik çoğunlukta... Bakalım ileride neler olacak.

25 Kasım 2004

Yazılım ve Beden Eğitimi

Beyin dalgalarının insanlık yararına kullanılabilir hale gelmesi bilim adamlarını uzun yıllardır meşgul etmektedir. Dostum Erk Subaşı'nın bu konu hakkındaki öngörüleri beni heyecanlandıran tek noktaydı. Çünkü tıp kurumları dışında bu konu hakkında birşeyler yapabilmek daha derin teorik bilgi ve uzmanlaşma gerektiriyordu.
Brain Wave Generator adıyla http://bwgen.com adresinde yayınlanan bir yazılım tekrar bu konuya ilgimi çekti. Bu yazılım bana, çalışkan insanların fikirlerini mutlaka hayata geçirdiklerini bir kez daha gösterdi.
Detaylı bilgileri web sayfasında bulabileceğiniz yazılım çeşitli özellikleri sayesinde size istediğiniz duyguyu verebilecek ses dalgalarını üretiyor. Terapiseverler ve kendini kolayca inandırabilenler için çok faydalı olacağına eminim.

Daha yukarıdan baktığımızda üzerinde çalışma yapılabilecek ya da sosyolojik yönü enine boyuna tartışılabilecek bir konu olarak da görebiliriz.

20 Kasım 2004

Programlama Dilleri Sıralaması

Yazılım meraklıları için tüm zamanların en değişken cevaplı sorusu olan, "En çok kullanılan programlama dili hangisi?" 'nin cevabını bulmak üzere TIOBE firması bir çalışma yapmış. Bu çalışma genellikle istemeden de olsa kendisini teknik bir bir konuda geliştirmek isteyen geleceğin yazılımcı adayları ile programlama dili ve hatta dilleri diye birşeyin varlığını öğrenen kişiler için çok önemli bir cevap niteliğinde.
Çalışmanın sonuçları düşünmeye açık birçok konu içeriyor. C 'nin her zaman en yaygın dil olduğu ve olacağı , Java'nın gerileyişi , C# gibi çok yeni bir dilin bu kadar yaygınlaşması ve daha önce adını bile duymadığım SAS'ın ilk 20 arasına girebilmesi. Çalışmanın sonuçları dillerin zaman içindeki yaygınlıkları hakkında da bilgi veriyor.
Çalışmanın sonuçları kadar ilgimi çeken bir başka konu ise çalışmada izlenen metod. İnternet üzerindeki arama motorları kullanılarak yapılan çalışmada GoogleFight mantığı izlenmiş. Bu durum ise gerek benim gerek sosyologların üzerinde düşünmesi gereken bir konu.

15 Kasım 2004

Microsoft'dan Türk turizmine...

Bill Gates daha çok çocuklara ve eğitime yönelik yardımlar yapardı. Demek ki bu defa Türkiye için birşeyler yapması gerektiğini düşündü. Ve sonucunu tahmin edemeyeceğimiz birşeyler yaptı.
Microsoft'un geliştirdiği bir haberleşme sunucusunun (Live Communication Server, LCS) client uygulamasının kod adı "Istanbul" !

Istanbul LCS Client bilgisayarlarımızda MSN , ICQ , Yahoo ve AOL Messenger gibi IM (Instant Messaging) , VoIP (Voice over IP) gibi uygulamaları kapsayabilecek ve bir çoğunun yerini alacak. Dolayısıyla bu uygulamaları şu an kullanan yaklaşık 200 milyon kullanıcı Istanbul LCS Client ve dolayısıyla "İstanbul" ile tanışacak. Bence bu yapılabilecek en büyük "Istanbul" markalaştırması olacak.

Ancak, Istanbul LCS Client şu anda sadece bir kod isim. Yani ürünün gerçek adı henüz belli değil. Her ne kadar geçmiş örneklerinde ürünlere verilen kod isimlerin ürün ömrünün büyük bir kısmında tedavülde kaldığını görsek de , bu durum da yukarıdaki harika tabloyu biraz kötü etkileyebilir. Ama bu dezavantaja karşın 2005 yılı Haziran ayında piyasaya sürülecek olan bu uygulamanın şimdiden duyurulmuş olması da markalaşma sürecinde bize zaman kazandırıyor.
Tabi ki adının "Istanbul" olması dışında ses, görüntü , metin, resim gibi veri iletişimini kolaylaştıran özelliklere sahip olan bu uygulamayı kullanmak için tek yapmamız gereken beklemek.

10 Kasım 2004

Türkçe ve Blog

Yavaş yavaş karşılaşmaya başlamıştık onlarla. Uzun search gecelerinde üç beş tanesini görüyorduk mutlaka. Sonra bunların birbirine çok benzer ve hatta bazen aynı şablonda olduklarını gördük. Bloglar sarmıştı etrafımızı , yine gerisinde kalmıştık. Dil bilenler kendisini kurtarmıştı. blogger.com dan öğrendik olan biteni. Hatta birer tane edindik. Ya diğerleri?

İmdada Türkçe RSS ve Blog Destek Merkezi yetişti. Blog hizmeti veremese de, kafalardaki soru işaretini silmesini bildi. Blog nedir, RSS nedir iyice açıkladı. Bazı programları kullanarak da kendi blogumuzu yaratabileceğimizi gösterdi. Az bulunan türkçe kaynaklar arasında kayda değer oldu.

Blog henüz türkçe ile tanışmamışolsa da , türkçe'nin blog ile tanışma zamanı geldi. Ama nasıl?
Bu noktada bana düşen ne olacak. Tabi ki "blog" kelimesine standart olacak bir türkçeleştirme yapmak.

Vikipedi bu konu üzerine eğilmiş olsa da, türkçeleştirmenin bire bir değil yaratıcı-yenilikçi olmasını savunan ve ancak bu şekilde bir dilin dış etkenlerden korunabileceğini bilen ben, bu konu üzerinde duracağım. Duruyorum.

Bu soruna da en güzel çözüm en kısa zamanda benden gelecek ve yine Türk internet hayatı kazanacak.

05 Kasım 2004

FAQ bitiyor ASA başlıyor.

4 ya da beş yıl önce ilk kez gördüğümde sıkça sorulan sorular (frequently asked questıons) çok akıllıca gelmişti bana. Tam bir mühendislik harikasıydı. Ucuz , hızlı ve kolay ulaşılabilen. Ama
sanki insanca yönü yoktu biraz. Malum mühendislik çözümleri insana yakın olmalıdır.
Şimdi ise yine aynı amaca yönelik bir çözüm olan ASA (automated service agent) iş başında.
Çözüm yine akıllıca. Bir web sitesinde dolaşmaya başladığınız andan itibaren sizi izleyen ajanımız
ne aradığınızı tahmin ederek , "chat" usulu sorduğunuz sorulara isabetli cevaplar verip size bir insan ile konuşuyormuşsunuz hissi veriyor.

Birçok teknoloji şirketi bu konu hakkında çalışmalarını pazarlamaya başlamış bile.

O zaman ben de FAQ -> SSS türkçeleştirmesi gibi,
ASA (aslında bu sistemin adı henüz standartlaşmamış) için bir türkçe karşılık bulup (mesela OSA) bunu Türkiye'de standartlaştırmalıyım. Çok yakında bulup buradan anons ederim.